|
DİYABET
Pankreastan salgılanan
insülin hormonunun,
tamamen ya da kısmen
eksikliğine bağlı olarak
gelişen, kan şekeri
yüksekliği ile kendini
gösteren bir
hastalıktır. Kalıtım,
şişmanlık, hareketsizlik
ve yüksek tansiyon
hastalığı diyabete
yakalanma riskini
artırır. Çok susama,
idrara çıkma, acıkma,
kilo kaybı ve yorgunluk
hastalığın en iyi
bilinen belirtileridir.
Ayrıca, hamilelik,
hipertansiyon, böbrek
hastalığı ve anemi
varlığı şeker
hastalarında göz
tutulumunu kötü yönde
etkileyebilmektedir.
İki tür diyabet vardır:
1.
İnsuline bağlı diyabet ,
tip 1 olarak da
bilinmektedir. Sıklıkla
10 ile 20 yaşları
arasındaki insanlarda
gelişmesine rağmen, daha
yaşlı insanlarda da
ortaya çıkabilir.
2.
İnsuline bağlı olmayan
diyabet , tip 2 olarak
da bilinmektedir ve
sıklıkla 50 ile 70 yaş
arasındaki insanlarda
gelişir.
DİYABETTE
GÖZ
Diyabet gözde katarakt,
glokom ve en önemlisi
diyabetik retina
hastalığına sebep olarak
görme azalmasına yol
açabilir. Diyabetlerde
görme kaybı gelişme
ihtimali normalden 25
kez daha fazladır. 20-65
yaş arasındaki görme
kaybının en sık
sebeplerinden biri
olarak ortaya çıkar.
Diyabetik hastalarda göz
hasarı gelişme ihtimali
10 yıllık diyabetiklerde
%20, 30 yıllık
diyabetiklerde %80
civarındadır. Fakat
hastalığın teşhis ve
tedavisindeki gelişmeler
sayesinde , zamanında
yapılan girişimlerle
görmeyi ciddi şekilde
etkileyen hasarlara
günümüzde daha düşük
oranlarda
rastlanmaktadır.
TANI VE TEDAVİ
Anatolia Göz'de tanı
için öncelikle hastanın
gözünün retina tabakası
incelenir. Eğer
diyabetik retinopati
bulguları mevcut ise
retina damarlarının
muayenesi anjiyografi
ile tamamlanır.
Anjiyografi de, tıkalı
damar ve yeni damar
oluşumu saptanırsa
yapılacak laser tedavisi
hastanın görmesini
koruyacaktır. Göz içi
kanama mevcut ise
ultrasonografi
uygulayarak gözün arka
bölümünün durumu
incelenir. Gözde retina
damarlarında
tıkanıklıklar veya yeni
damar gelişimi saptanır
ise hastaya laser
tedavisi uygulanır. Bu
tedavi gözde tıkalı olan
bölgedeki oksijen
ihtiyacını karşılamak
için gelişen anormal
damarların oluşumuna
dolayısı ile kanamalara
ve gözün kaybına engel
olur. laser tedavisi,
görmenin azalmasını
önler. Vitrektomi
dediğimiz ileri
mikrocerrahi yöntemi ile
göz içine girerek hasar
veren dokuları
temizlenip,hastalara
görme kazandırılabilir.
DİYABETİK RETİNA
HASTALIĞI
Diyabetin en önemli
komplikasyonu retinada
sinir tabakasında oluşan
bozukluklardır. Retinada
ödem (su tutulması),
kanama odakları ve yeni
damarlanmaya yol
açabilmektedir. Bu yeni
oluşan hassas damarlar
da kanayarak göz içi
kanama ve retina
dekolmanı
oluşturabilmaktedir.
Hastalığın daha ileri
evrelerinde göz
tansiyonu
oluşabilmektedir.
1.
BAŞLANGIÇ DÖNEMİ
Yapısı bozulmaya
başlayan retina
damarlarının bir kısmı
yer yer daralmalar
gösterirken, bir kısmı
da genişleyip
baloncuklar
oluştururlar. Bu
bozulmuş damarlardan kan
ve sıvı sızmaya başlar.
Böylece retinada ödem
denilen birikintiler
oluşur. Bu dönemde görme
genellikle
etkilenmemiştir, fakat
görmeyi engelleyecek
olayların öncüsü olarak
kabul edilir. Bazı
durumlarda sızıntılar
makülada (gözün detay
görme merkezi)
toplanarak özellikle
yakın görmeyi bozabilir.
Bu durum maküla ödemi
olarak adlandırılır. 15
yıllık diyabetiklerin
%80'inde başlangıç dönem
hastalarına rastlanır.
2. PROLİFERASYON
DÖNEMİ
İyice daralıp tıkanan
damarların besleyemediği
sahalar oksijen ve
kansız kaldığı için
bozulmaya başlar. Bu
sahalarda yelpaze
şeklinde yani damar
oluşumları ve zar
oluşumları ortaya çıkar.
Yani damarların
kenarları çok incedir,
kolay kanayabilirler.
Fibrotik zar ise maküla
üstünü örterek veya
çekintiler yaparak
görmeyi bozablir. Görme
kanamalarının ve
çekintilerin makülayı
etkilediği oranda
azalır. Diyabetiklerin
%20'sinde proliferasyon
dönemi belirtileri
izlenir.
3.İLERİ
DİYABETİK GÖZ HASTALIĞI
Gözün içini dolduran
vitreus denilen yapının
hareketleri veya
büzülmesi, yeni damar ve
fibrotik zar
oluşumlarını çekmeye
başlar. Zaten ince olan
damarlar kanama yapar ve
göz içini doldurur
(Vitre içi kanama).
Çekilen fibrotik zarlar
da retina dokusunun
yırtılmasına ve hasarına
neden olurlar
(traksiyonlu retina
dekolmanı). Ayrıca yeni
damarlar göz sıvısının
dışarı aktığı yolları
etkileyerek göz
tansiyonunu
yükseltebilirler.
BELİRTİLER VE
TEŞHİS
Diyabetik retina
hastalığında şikâyetler
makülanın etkilenmesi,
yani görmenin
azalmasıyla başlar.
Bazen çok ilerlemiş
diyabetik göz hastalığı
yıllarca belirti
vermeyebilir. Hamilelik,
yüksek tansiyon ve ağır
enfeksiyonların
diyabetik retina
hastalığını arttırdığı
kabul edilmektedir.
Diyabetik retina
hastalığından en iyi
korunma yolu düzenli göz
muayenelerinden
geçmektedir. Diyabetik
retina hastalığı göz
doktoru tarafından basit
yöntemlerle tespit
edilebilir. Her hastanın
en az yılda 1 kez göz
muayenesinden geçmesi
önerilir. Diyabetik
retina hastalığı
bulguları tespit edilen
hastalarda göz dibi
anjiyosu yapılarak
retinada damar
düzeyindeki hasarlar
görüntülenir.
GÖZDİBİ ANJİOSU (FFA)
Fundus Flourescein
Anjiografisi (FFA)
denilen gözdibi anjiosu
da son derece kolay bir
muayene yöntemidir. Göz
bebekleri damlalarla
genişletilir. Kol
damarlarından floresan
bir boya maddesi
verilerek boyanın göziçi
damarlarında dolaşımı
gözlenir ve fotoğrafları
çekilir. Böylelikle
damarlardan sızıntılar,
kanamalar, birikintiler,
beslenmeyen sahalar,
yeni damarlar, zar
oluşumları ve diğer
hasarlar tespit edilir.
Bu sayede tedavi
edilecek sahalar
belirlenmiş olur. Göz
dibi anjiosunun
diyabetik retina
hastalığı
başlamamışlarda kontrol
amacıyla yılda bir kez,
retina hastalığı
belirtileri başlamış
olanlarda, 6 ayda bir
yapılması tavsiye
edilmektedir.
LASER
FOTOKOGÜLASYON
Diyabetik göz
hastalığında retina
tabakasındaki
bozuklukları ve
hastalıkları düzeltmek
amacıyla kullanılır.
Laser tedavisi ağrısız
bir işlemdir: Göz
bebekleri damlalarla
genişletilir. Göze bir
muayene merceği takılır.
Laser yapılırken,
hastanın tek hissettiği
ışık parlamalarıdır.
Diyabette retinaya laser
2 şekilde uygulanır.
Sadece lokal bir hasar
veya ödem varsa, yalnız
o bölgeye laser
uygulaması yapılır.
Diyabetik hasar sadece
bir sahayla sınırlı
değilse, maküla bölgesi
hariç tüm retinaya
birkaç seans boyunca
laser uygulanır.
Proliferasyon
safhasındaki diyabetik
retina hastalıklarında
uygulanır. Tedavi,
çoğunlukla laserle
yapılmakta ve ana
hatlarıyla ikiye
ayrılmaktadır:
Birincisi, retinada yeni
oluşan damarların
gerilemesini sağlayacak
şekilde laser yapılarak
göz içine kanama, retina
dekolmanı ve glokom
oluşması engellenir.
Çoğu hastada istenilen
sonuç elde edilmekle
birlikte, bazen yapılan
etkin laser tedavisine
rağmen bu
komplikasyonlar
oluşabilmektedir.
İkincisi, maküla denilen
görme merkezinde su
toplanması olan
hastalarda ödemi
azaltmak veya yok etmek
için yapılan laser
tedavisidir. Tedaviyi
takiben ödem kaybolsa
veya azalsa bile görme
artmayabilir. Bunun
için, bu lezyonlar ne
kadar erken tedavi
edilirse, görme o kadar
iyi düzeyde kalmaktadır.
Bununla birlikte, tedavi
sonrası görmenin daha
iyileştiği veya daha
kötüleştiği de
olmaktadır.
Laser tedavisine rağmen
göz içine kanama, retina
dekolmanı ve glokom olan
veya makula ödeminin
devam ettiği durumlarda
vitrektomi ameliyatı
yapılmaktadır. Anatolia
Göz'de vitrektomi
ameliyatlarıyla başarılı
sonuçlar elde
edilmektedir .
Hastalar hangi
şikayetlerle doktora
başvurur?
Hastalarda, genelde
yavaşça ilerleyen görme
azalması olabileceği
gibi ani görme kayıpları
da olabilir. Bununla
birlikte, hastaların
gözlerinde hasar
başlamasına karşın
görmeyle ilgili hiçbir
şikâyetleri olmayabilir.
Bu da, şeker
hastalarının
muayenelerinin,
diyabetologla birlikte
göz doktoru tarafından
yapılmasının önemini
göstermektedir. Erken
teşhis ve tedavi ve sık
kontrollerle birçok
diyabetli hastada ciddi
görme kayıpları
engellenebilmektedir.
  |